Selami Bayraktar
Bugün üretim yapan sanayici, yatırım yapan girişimci, ihracatçı, esnaf ve serbest meslek erbabı elde ettiği kazanç üzerinden vergisini ödemeye devam ediyor. Buna karşılık, değeri milyonlarca liraya ulaşan ticari taksi, dolmuş, minibüs ve servis plakalarının devrinin gelir vergisi ve KDV’den istisna edilmesi, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
Vergi yükü gerçekten eşit mi paylaşılıyor?
Vergi, yalnızca kamu harcamalarının finansmanını sağlayan bir gelir kaynağı değildir. Aynı zamanda devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin önemli göstergelerinden biridir. Bu nedenle vergi sisteminde yapılan her düzenleme, sadece mali sonuçlarıyla değil, toplumda oluşturduğu adalet duygusuyla da değerlendirilmelidir.
Son düzenlemeyle ticari taksi, dolmuş, minibüs ve servis plakalarının satışları belirli şartlarla gelir vergisi ve KDV’den istisna edildi. Düzenlemenin gerekçesi; hukuki belirsizlikleri gidermek ve sektörün üzerindeki vergi yükünü hafifletmek olarak açıklanabilir. Kuşkusuz bu hedefler kendi içinde makul görülebilir.
Ancak asıl tartışılması gereken konu, bu istisnanın vergi adaleti açısından nasıl bir sonuç doğurduğudur.
Vergi sisteminin temel ilkesi, mali güce göre vergilendirme ve benzer ekonomik güce sahip kişilerin benzer yükümlülüklere tabi olmasıdır. Elbette sosyal veya ekonomik nedenlerle istisnalar getirilebilir. Ancak bu istisnalar, “Aynı ekonomik değerdeki işlemler neden farklı vergilendiriliyor?” sorusunu doğuruyorsa, burada sadece mali değil, hukuki ve vicdani bir tartışma da başlamış demektir.
Vergi politikaları belirli bir kesimi rahatlatırken, diğer kesimlerde adalet duygusunu zedelememelidir. Çünkü vergiye gönüllü uyumun temelinde yüksek cezalar değil, adil ve öngörülebilir bir vergi sistemine duyulan güven yatar.
Devletin görevi sadece vergi toplamak değil, vergiyi adil dağıtmaktır. Adalet duygusunun zedelendiği bir sistemde, verginin meşruiyeti de zamanla sorgulanmaya başlar.
Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur:
Ticari plaka satışlarına getirilen vergi istisnası, gerçekten vergi adaletini güçlendiren bir düzenleme midir; yoksa benzer durumda olan mükellefler arasında yeni bir eşitsizlik algısı mı oluşturmaktadır?
Çünkü vergi sistemine duyulan güven, toplanan verginin miktarıyla değil; o verginin ne kadar adil uygulandığıyla ölçülür.
Vergi adaleti ise bazılarına tanınan istisnalarla değil, herkes için adil ve öngörülebilir kurallarla sağlanır.
Mali müşavir Selami Bayraktar

More Stories
Karamürsel Plaj Yolu Caddesi’ne özel asfalt dokunuşu
Büyükşehir, çocukları afetlere karşı bilinçlendiriyor
Gökeyüp Mahallesi’nin Su Sorunu Çözüme Kavuşturuldu