Gündemindeki konuları görüştü ve aşağıdaki açıklamayı kamuoyu ile paylaşmayı kararlaştırdı.
‘İÇ BARIŞIN YOLU KÜRTLERİN MEŞRU HAKLARINI TANIMAKTAN GEÇER.’
Basına ve kamuoyuna
Tük devleti bölgedeki Kürt karşıtı politikalarını sürdürmeye hizmet eden bir ‘Özel Harekat Birliği’ne dönüştürdüğü PKK/Öcalan eliyle, Kürtleri kolektif haklarından vaz geçerek Kürt karşıtı rejimlere entegre etme projesi devam ediyor.
Devlet, Öcalan’ı da kullanarak Batı Kürdistan’da (Rojava) muradına ermiş görünüyor.
15 bin Kürt gencinin kanı üzerinde inşa edilen ‘Rojava’daki kazanımlar, tüm iç ve dış koşullar Kürtlerin lehine olmasına rağmen, Kürtlerin kendisini yönetmesini ‘beka sorunu’ olarak gören Türkiye’nin âli menfaatleri için, Öcalan ve PKK tarafından satıldı ve Kürtçe tabelaya bile tahammül etmeyen Suriye Arap Cumhuriyeti’ne entegre edildi.
Bu politika Kuzeyde de sürdürülüyor.
AKP/MHP iktidarı da, önceki iktidarlar gibi Kürt meselesinde geleneksel red ve inkâr politikasından vaz geçmiş değil.
Şark kurnazlığıyla; ‘Kürtler eşittir PKK, PKK eşittir Öcalan ’anlayışıyla Kürt meselesini, terör meselesine indirgiyor ve adil bir çözüme kavuşturmayı gündemlerine bile almıyor.
Oysa Türkiye’nin en temel problemi olan Kürt meselesi PKK den önce de vardı, sonra da olacaktır.
Kürt meselesinde izlenen geleneksel inkâr ve bastırma siyaseti; ekonomik krizler, darbeler, demokratikleşememe, dünya ve bölge devletleri ile sürekli gerilim içinde olma, militarizmin, ırkçılığın, şovenizmin güçlenmesi gibi pek çok probleme kaynaklık etmekte veya ağırlaştırmaktadır.
PKK nin üretildiği zemin de yine devletin Kürt meselesini bastırmak için kullandığı karanlık laboratuvarlar olduğu unutulmamalıdır.
Ortadoğu her gün yeni alt üst oluşlara gebeyken, ‘iç barışı’ sağlamanın yolunun Kürtlerin meşru haklarını tanımaktan geçtiği bilinmelidir.
Toplumu Öcalan’ın kalacağı yeni mekânla, alacağı koordinatörlük gibi bir statüyle oylamak boş bir çabadır.
Yaklaşık 30 milyon nüfusa sahip olan Kürtler anadilde eğitim istiyor,
Kürtçenin de Türkçenin yanı sıra resmi dil olmasını talep ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti çok dilli, çok kültürlü, çok uluslu gerçeğine uygun federal tarzda yeniden yapılanmalı, başta Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölge olmak üzere, farklılıkların var olduğu bölgelerde federe yapılar kurulmalıdır.
Bilinmelidir ki; Kürtler, Öcalan’ı da, teslimiyetçi, işbirlikçi tutumunu ve entegrasyoncu politikalarını da elinin tersiyle itecek ve meşru kolektif haklarından asla vaz geçmeyeceğini gösterecektir.
İnanıyoruz ki; Kürt halkı mutlaka sömürgeci tuzakları bozacak, çağın ruhuna uygun, legal örgütlenmelerle kendi kolektif taleplerinde ısrarcı olacak, barışçıl, demokratik mücadele ile meşru haklarına kavuşacak ve kendi evlatları eliyle kendisini yönetecek mekanizmaları yaratacaktır.
Özgürlük ve demokrasi mücadelesinin birlik zemini olan HAK-PAR, Halkımızla bütünleşmek ve meşru taleplerini gerçekleştirmek için seferber olacaktır.
16.05.2026
Hak ve Özgürlükler Partisi
HAK-PAR Parti Meclisi

More Stories
Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Heyeti, İran Kürdistan Demokrat Partisi (PDKI) ile Görüştü
Bursa’da (EGSİAD) Elazığ Sanayici ve İş Adamları Derneği İçin İlk Adım Atıldı
Elazığlı İş İnsanı Teoman Yıldırım’dan Elazığspor’a Özel Destek